:::...::::...MALPERA MÜZİKA KURDİ::..::...kÜRTÇE MÜZİK SİTESİ


:::...::::...MALPERA MÜZİKA KURDİ::..::...kÜRTÇE MÜZİK SİTESİ
 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
RADYOGIRIS
DIYAR-FM
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
 Hoşgeldin; Misafir

Toplam 7 Mesajın Var.

Kayıt Tarihin:

Son Ziyaretiniz:


3490 Gündür yayındayız
1030 Konumuz var
1166 Mesaj gönderildi
65 Kullanıcımız Var
Son Üyemiz : serhan
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
evinaroje
 
HALIL
 
CANWER
 
*dilana_kurda*
 
kani
 
_JIN_
 
lawike_xerib
 
rojj-hat*
 
kızıl_isyan
 
SonSuzoL
 

Paylaş | 
 

 Mektup

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
CANWER
RADYO DJ
RADYO DJ


Erkek Mesaj Sayısı : 290
Yaş : 36
Reputation : 1
PUNLAMA : 29863
Kayıt tarihi : 11/12/09

MesajKonu: Mektup   C.tesi Ara. 19, 2009 10:37 am


Seni, derin bir öfkenin iskeletinden koparıp
uçurum uçurum atlarken
ve birinden düşerken
Seni felsefeyi hikaye tadında anlatırken
Teneffüs aralarında lapa lapa yağan karların beyazlığından
Bir sonraki mevsimin geleceğinde gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, gül işlemeli halıflekslerde bağdaş kurduğum anlarda
Sigaramın külüyle açtığım delikler arasından
Kuranlık öfkelerde
Sonra zaman içinde göz ardı edilmiş dostluklar...
Her zaman gözlerinin kenarında bir parça uğultu olsun diye
Seni, bir sonbahar yaprağıyla düşerken gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, gördüm parolasını bilen tüm simalardan
şanslardan
ihtimallerden
kelime kelime toplarken
Seni merak denilen herhangi bir bilim dalında
Yazılmamış mektupların muhtemel satır araları
Hakikatleri tutsak, hayalleri mahkum
Dünya adlı herhangi bir anlamın herhangi bir yerinde
Seni bebekler ülkesinde kayıp bir parantez içinde
Thomas Moore’yle ağlarken gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, ayrılıklarda sadakatin basit olduğunu söyleyen
sevgili yalnızlıklara konuk ederken,
kaç kez “fahişenin” misafiri Hazreti İsa’yı okurken
Yolcuyu yol değil, yolu yolcu belirler...
Yani kendimle dost olmaya kararlı
masum bir iyilik
ve seni uzun uzun geceler metreler boyu kar üstünde
ay ışığının sade bakireliğinde üşüttüğünü gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, sabır nedir, öğrenmeye tutkun
Ardı sıra
Yanı başımda günler kalmaya ayartırken insanı
gerçek dışı bakışlar,
serüven gözlü ütopyaların bakışları o kadar haklı ki
O kadar da tatlı değilsem
O kadar da güçlü değilsem
Olur ya kaldığında da ayrıldığın zamanlar
ya da ayrılıp da kalırken
seni takvimlere alışık koparıcılardan koparıp koparıp
çıkıp gelen bu canımda gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, uzaktan yakın bir tümcede
Tüm derinlikler aynı kapıdan çıkar
aynı ritimden çalar
aynı yerde buluşurlarken
Korkular akışkan sorular gibi kendilerini yanıtlamaya çalışırlarken
Ve cesaretimi ürkeklikle dengelerken
Sükunet şairlerin işi değil
Şiir bitmeden zaman biterde
İşte o zaman vazgeçer üzülmekten unutulanlar...
Gezginlerin mola durağı denilen orta yerindedir çünkü suskunluk
Sonra tercihler ihtimallere naçar naçar bakarken
Seni “GAP”serüvenli ihtimalli bir limanda
Astrofizikçi Ambertsumyan'la yıldızları tek tek sayarken gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni mistik tarikatlarda onurlu bir metafizikçinin
küçük obasında uyurken
Rüyamda kutsal bir inancın manzarası umudu yolcu ederken
Ertesi gün kendisi için doğduğunu söyleyen güneşe kırılan kalpler
Seni İsfahan için pek çok öpücükler bırakıp giden
El Hallac-ı Mansur'un günahkar aynasında
Helazonik saçlarını örerken gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, anamın rahminden beri taşıdığım hep o yargıçlar karşılarken,
Gözlerin niye o kadar derin
Oysa göz bebeklerimde
Kapalı mekanlarda
Tavan aralıklarından sızan melankoli parlaklıklar
Kozalarından uçup ateşe atan soylu doğalarıyla kelebekler
Dökülen yüz ifadeleriyle kestirilemeyen geleceğe dair bakan genç kızlar
Öylesine uzak
Öylesine kahverengi bakarlar ki
Seni tanrının suç ve cezasını ören ipleriyle
Zamansızlıklar diliminde son sözleriyle idamlık
yoksulları çözerken gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Seni, sarı papatyalardan yeşil bir yurdun
Qoser adlı kırmızı bir kentin
yanmış çarşısında
yalın ayaklarla yürürken
Belki de beş milyar yıl önce gebe kalıp hiç doğuramayan
Rengi gökkuşağında armağan gibi unutkan bir ülkede
İlk bağışıklıkta aynı çamurların karışımından ayak topuklarımız ve biz....

Hani farklı olanlar faklılıkların farkını fark edenlerdir ya,
aşk gibi...
ölmek gibi...
Seni, sevgi hapsedilmez edasıyla ilerleyen
bir uygarlığın alkışları arasında
Mezopotamya’ya akan Güneş’i kucaklarken gördüm
Bin tane gözüm vardı ama hepsi de kör...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Mektup
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
:::...::::...MALPERA MÜZİKA KURDİ::..::...kÜRTÇE MÜZİK SİTESİ :: Kültür, Sanat, Edebiyat :: Şiir-
Buraya geçin: